Reklamlar

A’dan Z’ye Soya Fasulyesi

GDO’lu ürünlerin ayyuka çıkmasıyla birlikte bize öcü gibi tanıtılan soya aslında nedir ne değildir ? Faydaları ve zararları saymakla bitmeyen ve antik çağlardan buyana kullanılan soya fasulyesinin tüm detaylarını bu yazıda bulacaksınız..

Amoenitatum Exoticarum
Kaempfer’in çizimi

Asya’da 2000 yılı aşkın süredir pek çok üründe kullanılan soya fasulyesinin dünya ile tanışması Engelbert Kaempfer’in 1712 yılında Almanya’da yayınlanan Amoenitatum Exoticarum adlı kitabıyla gerçekleşti. Kaempfer kitabında soya fasulyesi bitkisini ve kendisini, resmiyle birlikte detaylı açıklamış ve hatta Japon’ların soyayla yaptıkları tariflerede yer vermişti. Devlet görevlisi olarak 1690 yılında gittiği Japon’ya da asıl görevi ilaç ve fizik araştırmaları yapmak olan Kaempfer, Japon mutfağının vazgeçilmezlerinden olan soya fasülyesinden çok etkilenmiş olacak ki Japonya’da geçirdiği 10 yılı aşkın süre soya fasulyesine ilişkin araştırmalar yapmış. Günümüzde soya fasülyesinden üretilen besin maddeleri saymakla bitmiyor.Bu besinler faydaları şöyle dursun aynı zamanda gluten ve laktoz tüketemeyenler hatta vejeteryanlar içinde apayrı bir pazar oluşturuyor. 

Soya fasulyesi %30 protein, % 30 karbonhidrat, %12 potasyum, %7 yağ, %8 kalsiyum, %2 demir ve daha pek çok faydalı içerik barındırıyor.Üstelik karbondiratıda suda çözünen lifli yapıda ki buda tok tutucu özelliğe sahip. Fakat dünya soya fasülyesinin yararları ve zararları hakkında ikiye bölünmüş durumda.

soya fasulyesi
Taze ve kurutulmuş soya fasulyesi, sütü, sosu ve tofu (peyniri)

Asyalıların uzun ömürlü olmasının kaynağı olması reklam malzemesi olarak kullanıyor olsada Asyalıların soyayı tüketiş biçimiyle bizimki arasında oldukça fark var. Ne yazık ki soyayı keşfeden kapitalizm geleneksel hazırlanış ve tüketiliş biçimleri ve nedenleri hakkında pek kafa yorma gereği duymamış..

Soya ürünleri fermante edilmişler ve edilmemişler olarak ikiye ayrılıyor.Çin tarihine bakıldığında soyanın fermante edilmesi keşfedilmeden önce sadece kıtlık dönemlerinde kullanıldığı görülüyor. Öyleki hanedanların emriyle sadece olası bir kıtlığa karşı üretilir ve depolanırlarmış. Fermante Soya keşfedildikten sonra ise işler değişmiş ve en yaygın kullanılan ürünlerden biri haline gelmiş. Demek ki bir takım zararları yüzyıllar önce dahi biliniyormuş. Asya mutfağında soya sosu, miso ( soya salçası), tofu (soya peyniri)i, tempeh (soya keki) vb. şekillerde sadece fermante edilerek hazırlanmış besinler şeklinde karşımıza çıkan soya, diğer ülkelerde yada Türkiye’de soya eti, sütü, yağı, unu, margarini yada gevreği gibi çoğunlukla maddi çıkarlar doğrultusunda kullanılır hale gelmiş.

Soyalı bebek mamaları
Soya içeren bebek mamaları

Faydaları sayılırken pek çok yerde karşınıza çıkabilecek İzoflavan adı verilen bitki özlü bir östrojen içeren soya kanser önleyici olarak anılıyor.Nitekim bilimsel araştırmalarda göstermişki izoflavan adı verilen bu madde bazı kanser türlerinde hakikaten kilit rol oynuyor. Yine Asya ülkelerinde mevzu bahis olan göğüs, prostat ve kolon kanserlerinin görünme oranı çok az. Gelgelelim fermante edilmeden üretilen soya ürünlerinde toksin maddelere rastlanıyor ki bu maddelerde diğer kanser türlerini körüklüyor. Öte yandan yine bilimsel araştırmalar göstermişki bitkiselde olsa neticede östrojen olan İzoflavan, kontrolsüz kullanımı sonucunda özellikle erkeklerde ciddi problemlere neden oluyor. Soya içeren mamalarla beslenen bebeklerdeki östrojen miktarı adet döneminde ki kadınlarla eşdeğer çıkıyor. Yine Asya kültüründe erkek rahiplerin cinsel isteklerini bastırmak için soya tükettikleri bilinen bir gerçek. Soya fasülyesinin zararları konusunda kanıtlanmış ve yayınlanmış bir sürü bilimsel makale bulmak mümkün fakat buna rağmen her geçen gün raflarda yerini almayada devam ediyor. Özellikle hazır ve ucuz et ürünlerinin içerik kısmına baktığınızda soya eti (küspesi) içerdiğini görmek mümkün.

Siz siz olun geleneksel yöntemlerden vazgeçmeyin..

Reklamlar

Chef Expat

Chef