Reklamlar

Türk Mutfagi’na dair bilinmeyenler

Türk Mutfagi

Bir ülkenin mutfagini o ülkenin yada irkin tarihini bilmeden anlayamazsiniz. O nedenle Türk Mutfagini iyice anlayabilmek icin Türk Tarihine biraz hakim olmak gerekir. Elbette ben yazimda sizlere tarih dersi verecek degilim fakat bir kac temel bilgiyle Türk Mutfaginin giris, gelisme ve sonuc evrelerini anlamaniza yardimci olabilirim. Buyrun baslayalim ;

Tarih, cografya ve mutfak baglantilari..

Malumunuz yemek icin bulacaginiz yada pisireceginiz her ne ise ilk once onu temin etmeniz gerekir. Dolayisiyla beslenme aliskanliklariniz ve mutfaginiz temin edebildiginiz ürünler cercevesinde gelisir. O anlamda bulundugunuz cografi kosullar, o tarihteki ticaret, savaslar, kitliklar vb. tüm etkenler mutfaginizin kurallarini belirleyen unsurlardir. Türk tarihine hafif bir göz gezdirmek istediginizde ortalama 2300 yil geriye kadar gidebiliyorsunuz. Büyük Hun Devleti kuruluyor ve macera oradan basliyor. Tarihimizin cok ciddi bir bölümü Norvec’in bir ucundan Japonya’ya kadar olan kisimda (Bati Avrupa, Orta Asya, Asya, Afrika) savasarak, ordan oraya göcerek, bilmem kac kez ayrilip, bilmem kac kez yeni imparatorluklar kurarak geciyor. Tek Atamiz olarak Osmanli’yi görüyor olsakta, Osmanli’nin kurulusu 1299 yili, esasinda ondan öncesinde 1600 yillik tarihimiz var . Sözün özü ; uzun yillar ayni yerlerde yerlesik kalamayip, göcebe bir hayat sürmemizden ötürü tarim tarihimiz cok eskilere dayanamiyor. Buda beraberinde et ve et ürünleri agilikta beslenmeyi , özelliklede av hayvanlari ve at etini ön plana getiriyor. Genleri bakimindan bizden daha Türk olan Kazak, Kirgiz, Özbek vb. irklarin ata ve at ürünlerine ( kimiz vb.) olan sevdasi ise iste oradan geliyor.

Elbette tarih icerisinde göc ettigimiz cografyalarda hali hazirda yasayan irklar ve kendilerine has mutfak kültürleri bulunmaktaydi. Buda beraberinde karsilikli kültür alisverisini dogurdu, bizler biraz onlardan , onlar biraz bizlerden ögrendiler. Özellikle Osmanli döneminde Osmanli hakimiyeti altinda olan ülkeler arasinda o dönemde gelismis olan ticaret sisteminide göz önunde bulundurarak ciddi bir ürün ve kültür alisverisi oldugunu tahmin etmek güc degil. Osmanli Saray mutfagini biraz ayri tutsakta, genel olarak Osmanli Mutfagi adiyla isimlendirebilecegimiz mutfaga Sirbistan, Macaristan’dan tutunda Suriye, Misir, Tunusa kadar Arap Ülkeleri’de dahildi. Sonradan farkli sinirlar cekilen bu ülkeler arasinda elbette sinirlarin cekilmesiyle birlikte sona eren bir kültürel gelisim olmadi. Birbirimizden ögrendigimiz herseyi sürdürmeye ve gelistirmeye devam ettik. Cok uzun yillar boyunca cok farkli irklar ayni cati altinda yasadilar ve bu beraberinde artik geri dönüsü olmayan bir evrimi dogurdu. O nedenledirki aslinda gercek anlamda ilk ve tek olan milli icecegimiz Kimiz’i Turkiye’de bulamazsiniz, at eti yiyemez yada satamazsiniz, az cekik gözlü bir arkadasa Türk demek akliniza gelmez ama Japon dersiniz.

osmanli mutfagi.jpg

Hangi Türk Mutfagi ?

Türk Mutfaginda sizinde bildiginiz gibi, gittiginiz kösesine dogru o sinira komsu ülkelerin mutfaklarina kayis yasanir. O nedenledirki Ege Mutfaginin, Yunan Mutfagiyla, Guney Dogu Mutfaginin, Arap Mutfagiyla, Karadeniz Mutfagininda, Rus Mutfagiyla olan kavgasi hic bitmez.

2300 yillik tarihi olan bir irkin tek bir imparatorlugu, tek bir dili, tek bir ülkesi olamayacagi gibi tek bir mutfagida olamaz. O nedenle bence Türk Mutfagi icin tarihin biryerlerinde miladi cekmek ve sonrasina Modern Türkiye Mutfagi demek gerekiyor.

Üstelik bu miladi cekmekte hic zor degil cünkü mutfagimizin vazgecilmez ürünlerinin gelis tarihleri saray kayitlarinda mevcut.. Domates Peru’dan yola cikipta bu cografyaya ayak basali daha ortalama 350 yil oldu, patates 150..Yani icinde domates olupta halis Türk Yemegi bu dediginiz yemeklerin tamami 2300 yillik tarihin son 350 yilinda ortaya cikti.. Pirinc, mercimek, nohut ve neredeyse tüm baharat Misir’dan geliyordu. Kahve Yemen’den, Koyun Romanya’dan ( Eflak, Bagdan kivircik koyunlari) ,Dana eti özellikle sarayda yenmiyordu, halka tavsiye edilmiyordu, kebabcilar keci, koyun ve oglak eti kullaniyordu. Zeytin yagi 19.yy’a kadar yoktu. Sadece tereyag ve hayvansal kati yag kullaniliyordu. Fatih Sultan Mehmet Domates, Kanuni Sultan Suleyman biber görmedi.. Kuru Fasulye Amerika’dan 200 yil once geldi.. Fodula, Mutancana, Mahmudiye, Akike, Beyrani ve daha nice Osmanli yemegi silindi gitti.. Dolayisiyla günümüz Türk Mutfagi kan bagi bakimindan orijinal Türk Mutfagi olmadigi gibi, Osmanli mutfagida olmayip, son derece karma bir mutfaktir. Tarihten bugüne tek degismeyen ise Yogurt, Cengiz Han’dan günümüze kalan tek miras.. 🙂

Ege, Akdeniz ve Dogu

Ege Denizine kiyisi olan tüm ülkelerin, Akdeniz’e kiyisi olan tüm ülkelerin, Orta Dogu’da yer alan tüm ülkelerin birbirine benzer hatta ayni mutfaklari olmasi son derece normal bir durumdur. Zira ayni cografyada ayni ürünler yetisir. Siz cacik dersiniz onlar tzatziki, siz döner dersiniz onlar shawarma, siz kebap dersiniz onlar Kebab, siz köfte dersiniz onlar Kofta, Birimiz az sarimsak koyar, birimiz cok.. Yemegin kime ait oldugu tartismasinin icinden cikilmaz. O nedenle lokmayi paylasmakta, kültürü paylasmakta önemlidir.

“Paylasmak güzeldir.. “

Afiyet olsun..

Reklamlar

Chef Expat

Chef