Reklamlar

Almanya’da Yasam

Bu roportajimda klavyenin oteki ucunda Asya ve Umut var. Kendileri ayni zamanda pek takip etmeye deger bir blogunda yazarlari : Yolda bi’Blog .. Hali hazirda Almanya’da yasiyor olmak ve oradaki deneyimlerini bizlerle paylasiyor olmalarinin disinda gezip gordukleri heryerden anilarini bizimle paylasiyorlar ki buda bloglarini cok takip edilesi yapiyor. Buyrun kendi anlatimlariyla biraz Almanya, biraz yasam..

1.Merhaba, bize biraz kendinizden ve blogunuzdan bahseder misiniz ?

Merhabalar ,Biz Asya ve Umut. Başımıza buyruk yaşadığımız hayatın 24. yılında tanışan ve tanıştığımızdan andan beri birlikte gezen bir çiftiz. Asya (kadın tarafımız) avukat, Umut (erkek tarafımız) da mimar. İki yıl önce iş hayatımıza ara verip yüksek lisans yapmak için Frankfurt’a taşındık. Döndük-dönüyoruz derken dönemedik ve bu hafta iş için Münih’e taşındık.

Aslında önceleri gezilerimizde, unutmamak için defterlerimize notlar alıyorduk, kendimiz için yazıyorduk yani. Sonra o defterlere yazmak, gezdiğimiz yerleri anlatmak hoşumuza gitti. Sonra da fark ettik ki, hem gezilerimizi hem de Frankfurt’taki yeni yaşantımızı yazmak hoşumuza gidiyor ve insanlarla paylaştıkça kendimiz de daha çok benimsiyoruz bu yeni hayatı. Bir blog açalım ama ‘pembe’ bir blog olmasın, gezdiğimiz yerleri yazdığımız kadar, Frankfurt’taki hayatın iyi-kötü yanlarını yazalım, yazdıkça hem biz yeni şeyler öğreniriz, hem de insanlarla paylaşıp ‘Avrupa’ya taşınmanın asla sanıldığı kadar zor olmadığını’ dilimiz döndüğünce anlatırız dedik. Çünkü Frankfurt’a alışmaya çalışırken, her yaşadığımız sorunu çözmek için doğal olarak internete koşuyorduk ve bizden önce de insanlar benzer sorunlar yaşamış mı diye merak ediyorduk. Bizim sorunlarımızı da, bizden öncekilerin deneyimleri çözüyordu yani. Sonra da ‘Yolda bi Blog’ olduk.

Singapur
Asya ve Umut Singapur’da

2.Yurt disina cikma kararini nasil ve neden verdiniz , suana kadar hangi ulkelerde bulundunuz?

Avrupada yüksek lisans yapmak aslında hep istediğimiz bir şeydi fakat iş hayatına bir kere dahil olduktan sonra insanın biraz gözü korkuyor, düzeninizi bozmak istemiyorsunuz. Sanırım ikimize de bir anda bir aydınlanma geldi. İkimizde ofislerimizde kötü bir dönem geçiriyorduk ve bu konuyu birbirimize açtıktan sonra çok hızlı karar verdik. Meğer ikimizde ne çok istiyormuşuz ☺ 1 ay içinde okul başvurularını tamamladık ve 4-5 ay sonra Frankfurttaydık. Şimdi 2 yıl geçti ve Münih’teyiz.

Birimiz avukat, birimiz mimar. İki meslek için de Türkiye’de çalışma şartları çok zor olabiliyor ve biz daha bu meslekleri en az 30 yıl yapacağımızı düşününce, en azından 2 yıl iş hayatına ara verip yüksek lisans yapalım, bu sırada da gezebildiğimiz kadar gezelim, nasılsa dönünce Türkiye’de aynı şekilde ve yoğunlukta çalışmaya devam edeceğiz diye düşündük. Yüksek lisansları bitirdikten sonra kalmayı hiç planlamamıştık ama sonradan kalmaya karar verdik. Artık geçen hafta itibariyle Münihli olduk. Türkiyeye dönme fikri hala kafamızda var ama sanırım en az 3-4 yıl daha buradayız.

Toplamda 30 küsür ülke gezmişiz. Bunların arasında Brezilya, İngiltere, İrlanda, Küba, Meksika, Fas, Tayland, Singapur, Bali gibi ülkeler de var.

3.Yurt disina hangi yolla ciktiniz, is bulma ve vize sureciniz nasil isledi ?

Yurtdışına yüksek lisans için okullardan kabul alarak geldik. Almanya’yı da hem okullar hem de maddi olanakları değerlendirerek seçtik.

İlk yıl oturum vizesi alma aşamalarımız tam bir kabustu. Almanca bilmiyorduk, kimse yardımcı olmuyordu ve Frankfurt yabancılar ofisine her gidişimizde mutlaka bir problem yaşıyorduk. Hatta başımıza şu geldi; Umut’un geçici vizesi bitmeden 1 gün öncesine uzatmak için akşam 19:00’a randevu verdiler, yarım saat önce oradaydık ve bir baktık ki bina kapalı, ofis çalışmıyor. Sorup soruşturunca fark ettik ki adamlar e-mailde 10:00 yazacaklarına 19:00 yazmışlar, e-maili de kontrol etmeden yollamışlar. Böyle olunca Umut’un vizesi bitmiş oldu ve kaçak durumuna düştü falan filan derken epey sorun yaşadık. Şimdi kiminle ne konuşacağımızı biliyoruz ve Almanca da öğrendik, o yüzden rahatız. Vizeleri kolayca uzatıyoruz.

Screen Shot 2017-06-04 at 1.09.45 PM
Asya ve Umut Küba’da

4.Suan calistiginiz ulke ile Turkiye’yi meslek kosullari acisindan kiyaslayabilir misiniz ?

Hani Almanların iş disipliniyle ilgili söylenenler vardır ya, hepsi gerçekten doğru. Burada iş 8’de başlıyorsa herkes 7.58’de bilgisayarının başında oluyor ve mesai 5te bitene kadar cep telefonunu bile eline almıyor. Dedikodu yapmak, uzun kahve molaları vermek, sigara molasına çıkmak nedir neredeyse hiç bilmiyorlar ama böyle olunca herkesin de işi zamanında bitiyor ve kimse mesaiye kalmıyor. Mesaiye kalmanız gerekirse de ücretinizi mutlaka ödüyorlar. Yılda ortalama 30 iş günü izniniz oluyor. Herkesin sosyal hakları var. Hastalandığınızda evde yatabiliyorsunuz ve ilk 2 gün için doktor raporu getirmeniz gerekmiyor. Yani ‘dinlenince geçecek, ben 2 gün gelmiyorum’ diyebiliyorsunuz. Fakat insanlar da bunu suistimal etmiyor. Karşılıklı kazan-kazan diyebiliriz.

Böyle bakınca, Türkiye’deki eğlenceli ofisler, iş arkadaşlıkları ve sohbetler Almanya’da olmadığı için, daha sıkıcı bir hayat diyebiliriz. Ama bir yandan da her türlü hakka sahipsiniz, sosyal devlet anlayışı var. Yani eğlence ve güzel arkadaşlıklar çok beklememek gerekiyor, ama daha insani koşullarda çalışıyorsunuz ve sosyal haklarınız mutlaka korunuyor.

5.Suan yasadiginiz ulke ile Turkiye arasinda sosyal yasam farklari neler ?

Maalesef Almanya ile Türkiye arasında bu konuda uçurum var. Almanya’da mutlaka herkesin bir sosyal hayatı var. En yaşlısı bile mutlaka düzenli sporunu yapıyor, haftasonları arkadaşlarıyla mangala gidebiliyor. Çocuklar çok sosyal yetişiyor. 8 yaşından itibaren okula kendi bisikletleriyle ve yalnız başlarına gidiyorlar çünkü sokaklar güvenli, ebeveynlerin gözü arkada kalmıyor. Hamileyseniz devlet sizi ücretsiz hamile pilateslerine yolluyor. Sağlık sigortanız her şeyi karşılıyor ve engellilere sokakta da bir hayat var. Tabii ki ‘her şey mükemmel işliyor’ diyemeyiz. Almanya’nın da bu konuda eksiklikleri var ama herkes bir şekilde sosyal hayata dahil oluyor.

Almanların eğlence anlayışı, iş çıkışı ve haftasonları bira içmek, mangal yapmak ve seyahat etmek üzerine kurulu. Çoluk çocuk herkes mutlaka seyahat ediyor. Çoğu sorunsuz, dertsiz bir şekilde sosyal sosyal yaşıyorlar diyebiliriz ☺

Şurada tam olarak http://www.yoldabiblog.com/bu-bir-ic-dokme-yazisidir-avrupada-ve-turkiyede-yasamak/ bununla ilgili bir yazımız var.

6.Bulundugunuz ulkede ki mutfak kulturu ve yemekler hakkinda bizi biraz aydinlatir misiniz ?

Maalesef Almanların bir mutfak kültürü yok. Pardon ‘bir’ tane kültürleri var, patates yemek! Patatesi çok seviyorlar ve patates çorbası, patates salatası, patates haşlaması derken patatesin her çeşidini zevkle afiyetle yiyorlar! Onun dışında tabii ki bir de sosis yiyorlar ve et yemeye çok düşkünler. Onun dışında kendilerine ait yemekleri çok yok. Türk yemeklerini çok seviyorlar ve dönerciler sürekli tıklım tıklım. Dondurulmuş gıdalara tapıyorlar. Çok sağlıksız besleniyorlar aslında ama çok spor yaptıkları için genelde fitler.

İçki kültürü olarak da, bildiğiniz üzere bira kültürü var. Biranın her çeşidini içiyorlar ve çok içiyorlar. Metrolarda bile ellerinde biralar var. Aşırı sarhoş değillerse pek kimseyi rahatsız etmiyorlar.

Bu konuda Almanya’nın, Türkiye’nin eline su dökmesi mümkün değil ☺

7.Bulundugunuz ulkede ki vergiler, zorunlu masraflar ve genel anlamda hayat pahaliligi ile ilgili bizi aydinlatir misiniz?

Almanya’da vergiler, hangi vergi sınıfında olduğunuza göre çok değişiyor. Mesela aylık 1000 Euro’nun altında kazanıyorsanız vergi muafiyeti alabiliyorsunuz. Yıllık kazancınız yükseldikçe verdiğiniz verdi yüzdesi de yükseliyor. Belli bir sınırı aşarsanız da direkt maaşın yarısını vergi olarak ödüyorsunuz ☺ Bizce bu oldukça adaletli.

Bir de aile birliğini destekledikleri için, bekarlar evlilerden, evliler de evli ve çocuklulardan daha çok vergi ödüyor. Sırf bu yüzden daha az vergi vermek için evlenenler bile var.

Hayat TL olarak düşününce pahalı ama Euro kazanınca, çok pahalı değil. Bir de bizim Türkiye’deki alışkanlıklarımız, mesela alışveriş yapmak, taksiye binmek, dışarıda yemek yemek gibi şeyler Almanlarda yok. Alışveriş merkezleri ve sürekli alışveriş yapma alışkanlığının sadece gelişmemiş ülkelerde olduğunu düşünüyorlar. Öyle olunca biz de buna alıştık, çok çok nadir üstümüze yeni bir şey alıyoruz, dışarıda yemek çok nadir yiyoruz (bazen ayda bir) ve taksi 2 yılda toplam 2 kez kullandık. Böyle olunca diğer harcamalara bütçe ayırabiliyorsunuz.

Tabii ki yapılan işe ve deneyime göre değişse de, 2 kişilik bir ailede sadece 1 kişi çalışırsa, normal bir hayat standartında yaşayabiliyorsunuz ve bu tek kişinin maaşıyla tatilinizi de yapıp sosyal bir şekilde yaşayabiliyorsunuz.

Zorunlu masraf olarak bizim ödediğimiz sadece ayda 100 Euro sağlık sigortamız var. Onun dışında evimiz, arabamız falan olmadığı için başka vergi ödemiyoruz. ☺ Ama dediğimiz gibi paranız çoksa ödediğiniz vergi de ona göre artıyor.

Şöyle düşünün, Türkiye’de tek kişi yaşarken genelde maaşınızın yarısını kiraya veriyorsunuz. Almanya’da bu oran 4’te bir ya da 5’te bire düşüyor.

Meksika
Asya ve Umut Meksika’da

8.Bulundugunuz ulkede saglik ve egitim kosullari nasil ?

Röportajın başından beri Almanya’yı çok övmüş gibi oldu, aslında eksikleri de var tabii ki. Fakat eğitim ve sağlık alanında gerçekten çok başarılılar. Özel hastane – devlet hastanesi ayrımı yok ve herkes her hastaneye gidebiliyor. Bir sorununuz olduğunda doktordan randevu alıyorsunuz ve o doktor sorununuzu çözemezse daha kapsamlı bir kliniğe yolluyor. Hastanede sıra bekleme olayı pek yok yani. Onun dışında gereksiz ilaç kullanımı hiç yok. Hele antibiyotik kullanmak için neredeyse ölümcül hasta olmanız gerekiyor.

Eğitim de tabii ki ücretsiz. İlkokulların ve liselerin farklı adları ve liselerin de kendi aralarında farklı sınıflandırmaları var ama genelde isteyen istediği okula gidiyor. Okullarda çocuklar çok sosyal yetişiyor. Mutlaka yüzme dersler, bisiklet dersleri alıyorlar. Hatta isteğe bağlı kaykay dersi ve okçuluk dersleri bile alabiliyorlar. Öyle deliler gibi sınavlara hazırlanmak, özel dersler almak ve dersanelere gitmek nedir bilmiyorlar.

9.Gelecekte kendinizi nerede goruyorsunuz ? Turkiye’ye donmek yada baska bir ulkeye gecis    yapmak gibi planlariniz var mi?

Gelecekte kendimizi Türkiye’de görüyoruz ☺ Şu anlık planımız 3-4 yıl daha Almanya’da kaldıktan sonra Türkiye’ye dönmek. Zaman ne gösterir, başka bir ülkeye gider miyiz bilmiyoruz ama şu anlık planımız ileride mutlaka Türkiye’ye dönmek.

10.Son olarak soylemek istedikleriniz, onerileriniz neler ?

Biraz klasik olacak ama gezmek için gerçekten büyük paralara gerek yok. Gezerken kendinize yatırım yapıyormuşsunuz gibi düşünün. Malum, değişik bir ülkenin vatandaşıyız, düzenli bir bunalım halindeyiz. İnsana ‘normal yerler görmek’, dünyanın başka yerinde gerçekten de ‘daha demokratik, daha güzel hayatlar’ olduğunu görmek iyi geliyor, umut veriyor. Bizim de bu umuda ihtiyacımız var. Sevgiler.

Reklamlar

Chef Expat

Chef