Reklamlar

Engelsiz sef, Eduardo Garcia

12 yillik kariyerinin ardindan, gecirdigi bir kaza sonucu tek kolununun yarisini kaybeden ve vucudunda ciddi yaralar kalan sef, ayni surecte kanser hastasi oldugunuda ogrenir. Hayat onu yildiramaz! Hepimize ders olmasi gereken muhtesem bir hayat oykusu.. Engelsiz sef, Eduardo Garcia ..

Ben ikiz olarak dunyaya geldim, kardesim ve ben LA County’de yaklaşık bir buçuk ay premature olarak dogmusuz . Dogum sirasinda benim pozisyonum nedeniyle annem oldukca zorlanmis hatta hala bunun şakasini yapar ve ozamandan beri herseyin kendi kontrolunde olmasini isterdin der.

Annem bir İspanyol, öğretmendi ve babamı ergenlige gelene kadar tanımadım, biz dogduktan bir kac hafta sonra Meksika’ya geri dönmus. Kaliforniya’daki bir manevi toplulukta büyüdüm. İnsanlar bana bu toplulukta ne tür bir dini inanis oldugunu soruyorlar, ancak birçok dünya dininin ve inancın bir araya getirilmesi gibiydi: İsaya, Buda’ya, reenkarnasyona ve karmaya eşit derecede inandık. Ben altı yaşındayken, topluluk Güneybatı Montana’daki Corwin Springs alanına taşındı. Yeni mülkiyet Yellowstone Milli Parkı’nın sınırında birkaç kilometrekarelik büyüklükteydi. Her ne kadar bir komün olmasada  her şey ortakti. Yaz boyunca bahçecilikle ugrasirdik , keçilerimiz vardi ve kis boyunca onlarla ugrasirdik.

Sonsuz miktarda enerjim vardi ve  her yerde olabilme gayesindeydim. Bu nedenle sık sık yıkıcı oldum ve okulda cok zorluk çektim. İnsanlar sürekli etrafta sürünmeyi ve tırmanmayı bırakmam için bana bağırıyorlardı. Oturmak ve kitap okumak istemiyordum-dokunabileceğim, hissedeceğim ve parçalayabileceğim bir şey olmasi gerekti. Anaokuldan liseye kadar dokuz okuldan yıkıcı ve isyankar davranışlar yüzünden atıldım. Uyuşturucu kullanmaya, içki içmeye 11 yasimda başladım, Montana tepelerinde gençligimi özgürce geçirdim ve her şey bir macera gibiydi.

Bölgedeki her okuldan atıldıktan sonra, lisede ilk iki yıl boyunca New Mexico askeri okuluna katılma kararı aldım. Orada hayat derslerimi öğrendim, ancak bir buçuk yıl sonra ne yazık ki kovuldum. Bu hayatımdaki önemli bir zamandı. Liseyi ikinci sınıfımın geri kalan kısmı boyunca evde okudum ve sonucunda biraz uslanarak devlet okul sistemine tekrar girdim.1999 ilkbaharında iyi notlarla mezun oldum.

11 yaşında olduğum zaman arkadaşlarımla patates kizarttigimizi hatırlıyorum. Calışan ailelerimiz çoğu zaman meşguldü, bu yüzden yazlar sırasında sık sık kendimize bakmak zorundaydik. Ilk deneme oldukca basarisizdi. Yağ yeterli derecede sıcak değildi, bu yüzden kızartmalar hantal ve tamamen yağ yüklü oldu ama biz onları yedik. Yiyeceklerin nasıl yapıldığını anlamaya basladigim  için vahiyin ilk anı buydu.Yemek yemek zorundaydim ve bunun icin nasil pisirmem gerektigini ogrenmeliydim, bukadar basitti..

Profesyonelce pişirmeye ilk başladıgim zaman tek nedeni bir işe ihtiyacım olmasiydi. 15 yaşındayken yerel bir barda  calismaya başladım tam olarak ne yaptigimi bile bilmiyordum fakat tamamen göz açıcı bir deneyim oldu. Mutfakta bir saat kaldıktan sonra şef bana “Pizza yapmayı öğrenmek istersiniz?” Diye sordu. “Tabii ki!” Diye düşündüm, hayatım boyunca yemek yediğimi fark ettim,  Yemek yemek aslinda cok zengin bir hikaye.Bundan önce, yemekle olan ilişkim “kahvaltı için ne var?” Ya da “Yemekte ne var?” Diye sormanın ötesine geçmemişti. Yemek hazırlamaya başlayınca, “Vay canına, tuzlu, ekşi, tatlı, acı” diye düşündüm. , Baharatlı-bu harika! “Pişirmek bana maaş verme değil, eğlenceli ve tamamen özgürleştirici oldu.

Bu özgürlük ve yaratıcılık hissi benimle kalmıştı ve lisedeyken bir Italyan restoraninda calismaya başladım. O zamanlar şef olan Robert Meadows yaz aylari boyunca oglen yemeklerinin menusunu yapabilir misin? diye sordu. Tabiki “evet! ” diye atildim, O noktaya kadar sadece akşam yemegi pişirmiştim. Menünün çalışmasıyla ilgili bir meydan okuma olup olmadigini düşünmedim sadece denemeye karar verdim. Kasaba kütüphanesine gidip Reader’s Digest’in eski kopyalarında tariflere baktığımı hatırlıyorum. Her sayisinda üç tarif olurdu, kiraz soslu tavuk gogsu tarifini gorup  “Ah, bu kulağa hoş geliyor” diye düşündüm. Ne yaptığımı gerçekten bilmiyordum.

O donemde halen alkol ve uyusturucu kullaniyordum. Sans eseri o yaz balik tutmaya merak saldim ve o yolla kotu aliskanliklarimdan siyrilmaya basladim. Yeni yil geldiginde kararimi vermistim.. Her turlu kotu aliskanliga son!

Pişirme bana ilham vermeye ve kendimi başka şekillerde hissettirmeye başlamıştı. Tutarlı, sağlıklı uyanis yaşamak istedim ve pişirme bunu yapmanın bir yoluydu.

Lise mezuniyetinden sonra, Seattle Sanat Enstitüsünde mutfak okuluna devam etmeye karar verdim. Bu, hayatımın önümüzdeki 16 yılının başlangıcıydı. Çılgınca bir zamandı: üç iş, okul ve  kız arkadaşım arasında, iki saat uykuyla yasiyordum. Okul 06: 30’da başlardı ve çoğu gün ilk  ders boyunca uyurdum ama bir kere yemek pişirmeye başlayınca, harekete geçer, işimle uyanirdim. Genellikle saatim kulağımda uyudugumu hatırlıyorum, bu yüzden alarm beni uyandırdı, otobüse atlar, ve uyudugum icin inmem gereken duragi hep kacirirdim. Fazladan para kazanmak için, sınıf arkadaşlarımın şef ceketlerini utulerdim. Pike Place Market’teki çöp bidonlarından sebze toplardım ve onlardan kendime yemek yapardim. Bu süre zarfında yemek pişirmek ve başkalarını beslemek için büyük bir heyecan hissetmeye başladım.

Okul 21 aydı, oğrenci kredilerinin geri odemesinin mezuniyetten dokuz ay sonra başlayacağını biliyordum bu faturalarımı bir gecede üç katına çıkaracakti o nedenle kendimi desteklemek için oldukça hızlı bir şekilde duzgun bir is bulmaliydim. Saito’s adlı bir Japon restoranında is buldum, ancak restoran endüstrisine bagli kalma fikri beni rahatsız ediyordu ve ne yapacağımı bilmiyordum. Mezuniyetten bir ay önce, eğitmenlerden biri olan Şef Robert Wood, “Eduardo, reddedemeyeceğin bir iş var” dedi. Şehirde Dorothea adlı yat limanında is sirasinda ickili oldugu icin kovulan bir sef vardi.

Neden bilmiyorum bu teklife hayir dedim ve 6 ay daha Saito’da calismaya devam ettim. 6 ay sonra yat limanindan tekrar aradilar, benzeri bir olay olmustu ve yeniden bir sefe ihtiyaclari vardi. Ayni teklifin ikinci kez gelmesini kadere bagladim ve kabul ettim. Sonraki 11 yil boyunda yatlarda calismaya devam ettim ve pek cok ulke gezme firsati buldum. Her gittim ulkede yerel lezzetlerin pesine dustum ve mesleki kulturumu gelistirdim.

2011 yilinin Mart ayinda Montana’ya geri donmek icin isimden ayrildim. Geri gelip kiz arkadasim, ablam ve ikiz kardesimle birlikte Montana Mex adini verdigimiz bir perakende gida sirketi kurdum.Ayni sure zarfinda kiz arkadasimla birlikte acik havada, dogal urunlerle yapilan yemeklerin yer aldigi bir televizyon programi projesine kafa yormaya basladik. Ajanslar bu fikrimizle cok ilgilendiler ve her iki isimizde cok yolunda ilerlemeye basladi.

9 Ekim 2011 de ormanda gordugum bir ayi cesedinin yanina gittim ve bicagimi cikarip inceleme yapmaya karar verdim. Ayiyi olduren seyin gizlice gomulmus ve 2400 voltluk bir enerji kaynagi oldugunu bilmiyordum. Kendime geldigimde sans eseri hala hayattaydim, yarali halde 5 km yuruyup yardim bulabildim. Travma servisinde 48 gun gecirdim ve 19 ay boyunca 21 cerrahi operasyon atlattim. Doktorlar sol kolumun yarisini kesmek zorunda kaldi, karin, gogus, bacak kaslarimin bir bolumu ve 4 kaburgamda alindi. Tum bunlar yetmezmis gibi birde ayni surecte testis kanseri teshisi kondu ve 3 ay sureyle kemoterapi aldim.

eduardo garcia 1

Fiziksel iyilesme surecini atlattiktan sonra, protez kolumla yeniden pisirmeye basladim.

Başlangıçta, her şeyi bırakıp durdum. Kendime, “Tamam, artık mutfak hayatının koşuşuyla o kadar büyülenmiş hızlı bir çocuk olamayacaksın” dedim. Bu benim için bir gerçeklik kontrolü oldu. 100 kilo domatesle uğraşan olamazdım bununla birlikte, başkalarını beslemek için sahip olduğum sevgiyi alabilir , destekleyici ve komuta eden bir role adım atabilirdim.

Pişirme, başka herhangi birşey kadar duygusaldir : Vücut takip edilmelidir, tutku vücudunuzun iç akışına ayak uyduruyor. Kazadan sonra alçak gönüllü bir kontrol geldi ve sevdiğim şeyleri yapabildiğim için çok minnettar oldumu farkettim. Neyse ki, şu anda gevşek, liberal bir şeften daha fazlasıyım. Bir tabagin mükemmel olması gerekmez. Bunun yerine, kusurlu hale getirelim ve bunu neden yaptığımıza odaklanalım: sevdiğimiz ve takdir ettiğimiz insanları beslemek ve onları iyi beslemek.

eduardo garcia 2

“Bugün olmak istediğim kişi her sabah uyanabilisimin doğrudan bir sonucudur ve kendime hiçbir şeyden pişman olmamayi ve her şeyi affettigimi söylemektedir. Hatalarımdan ve yaklaşımımdan, alçakgönüllülük ve egonun doğru karışımı ile her gün yeniden öğrenmeliyim … “

Kaynak : thegreatdiscontent sitesinde yer alan roportajin, Turkce cevirisidir.

Orijinal Roportaj

Reklamlar

Chef Expat

Chef

Yorumunuz önemli..